Ahmet
New member
İngilizler Neden Çanakkale'ye Geldi? Biraz Mizah, Biraz Tarih, Bolca Merak!
Herkese merhaba forumdaşlar!
Bazen tarihe bakarken, bazı şeyler o kadar tuhaf gelir ki, insan “Peki, ya bunlar ne düşündü?” diye sormadan edemez. Mesela, İngilizlerin Çanakkale’ye gelme kararı... Ya da bir başka deyişle, “Bu kadar uzağa gitmelerinin sebebi neydi?‘’ diyorum ve bu soruyu kafamda sıklıkla soruyorum. Belki de bazılarına absürt geliyordur ama, hadi gelin biraz mizahi bir açıdan bakalım bu duruma. Herkesin çözüm odaklı olduğu, kadınların ise ilişki odaklı yaklaşmalarını da göz önünde bulundurarak bu durumu farklı açılardan ele alalım.
Yola Çıkmak: Bir İngiliz Stratejisinin Başlangıcı
İngilizler, dünya üzerinde gezdikleri her yerde, her zaman "Burası bizim mi? Hadi bir bakalım!" diyen bir millet olarak ün salmışlardır. Bu kadar uzağa gitmeleri ise, aslında çok da şaşırtıcı değil. Ne de olsa denizci bir milletin, biraz da keşif ruhuyla cesurca dünyayı dolaşması beklenir. Hatta bir arkadaşım şöyle demişti, “İngilizlerin favori aktivitesi, ‘bunu ben keşfettim’ demek!” İşte, Çanakkale’ye gelmeleri de tam olarak böyle bir düşüncenin sonucu olabilir.
Öyle ya, dünya haritasına bakınca Çanakkale boğazının stratejik konumunu görmek oldukça kolay. Burayı kontrol eden kimse, Akdeniz’e hükmetmiş olur! Akdeniz’de hükmetmek demek de dünya denizlerinde kontrol sahibi olmak demek, öyle değil mi? İngilizler, stratejik olarak da, 'bizim her işimize yarar' mantığıyla buraya göz dikmişlerdi. Hani bazen evde bir şey gördüğümüzde, “Ben bunu alırım, belki işime yarar” diye düşünürüz ya, işte bu da biraz o hesap.
Kadınlar Ne Dedi? ‘’Savaş Ama Savaşırken Aşkı Unutma!’’
Bu kadar stratejik düşünceleri olan bir milletin karşısında, tabii ki empatik bir bakış açısıyla durmak lazım. Kadınlar bu tür durumlarda hep daha derin düşünür, ilişkileri, duyguları göz önünde bulundurur. Şimdi, hayal edelim; İngilizlerin Çanakkale’ye gelmeden önceki akıl yürütmelerini, ama biraz da kadına özgü bakış açısıyla.
“Burası çok güzelmiş, ama... Hani içeri girmeden önce biraz konuşsak?” demiş olabilirler. Belki de “Savaşmaya gelmek istemiyorum, ama hiç olmazsa burada biraz misafirperverlik gösterelim, turistik bir ziyaret olsun!” diye düşünüyorlardı. Sonuçta, Çanakkale’de gezinirken aşkı bulmak, denizin o güzel manzarasında bir elma şarabı yudumlamak falan, fena mı olurdu?
Evet, belki de İngilizler önce biraz “misafir” olarak gelmişlerdi. Hem savaşmayı çok sevmedikleri de söylenemez ama, Çanakkale’nin romantizmi onları etkilemiş olmalı. Gerçekten de o dönemde, denizin en güzel manzarasına sahip yerlerden birisiydi. “Biraz da eğlenceli olabilir,” demişlerdir belki, “Çanakkale’yi alalım, arada bir çay içip sohbet ederiz.” Kısacası, sadece stratejik amaçlarla değil, bir yudum keyif almak için de gelmiş olabilirler.
Erkeklerin Görüşü: Strateji, Strateji, Strateji!
Erkeklerin bu tür bir durumda kesinlikle stratejik düşündüklerini hepimiz biliriz. Hedeflerine ulaşmak için her detayı hesaplayan, her yolu inceleyen ve her durumda çözüm üreten bir millet olarak, İngilizler de Çanakkale’ye gelmeden önce “strateji”yi bir kenara koymamışlardır. Onlar için Çanakkale, tam da boğazın ortasında stratejik bir noktadır ve bu nokta çok önemliydi.
Hayal edin, bir İngiliz generalin ofisinde; harita üzerinde Çanakkale Boğazı’na işaret parmağını koyarak “Bunu ele geçirirsek, Akdeniz bizim olur,” demesi bir anda karar vermelerine neden olmuş olabilir. O anda da, “Hadi bakalım, bu iş bitti,” diyecek kadar kendilerinden emin olmuşlardır. Tabii ki bu stratejik bakış açısıyla, karşılarındaki gücün ve yerel direncin farkına varmamışlardır.
Bunun sonucu olarak, İngilizler hepimizi tarih kitaplarında ve şarkılarda kahraman olarak anlatırken, aslında kendilerinin başlarına gelenlerin büyük bir sürpriz olduğunu kabul etmemişlerdir. Neyse ki, Çanakkale’nin direnci, o dönemin kahramanlık destanlarından biri olarak hep hafızalarda kalmıştır.
Ve Sonuç: ‘’Misafirlik Bitti, Savaş Başladı’’
Sonuç olarak, İngilizler belki de bir anlamda misafirlik için gelmiş olabilirler ama sonunda işler biraz sertleşti. Belki de, başlangıçta kendilerini Çanakkale’ye yerleşmiş bir turist gibi hissediyorlardı. Ama derken birdenbire savaşın ortasında buldular kendilerini. Misafirlik, bir anda ev sahipliği yapmaya dönüşüverdi.
Tarihi konuları böyle mizahi bir açıdan ele almanın, bence hiç zararı yok. Hem eğlenip hem de öğrenmiş oluyoruz. Çanakkale’nin neden bu kadar önemli olduğunu, sadece strateji olarak değil, aynı zamanda duygusal ve kültürel anlamda da anlamamız önemli.
Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Peki, forumdaşlar! İngilizlerin Çanakkale’ye gelme sebepleri sizce neydi? Stratejik mi, yoksa turistik bir gezi miydi? Yoksa belki de “bir yerler gezsin, biraz da deniz kenarında çay içsinler” diye düşündüler? Yorumlarınızı bekliyorum, bakalım kim daha yaratıcı bir sebep öneriyor!
Herkese merhaba forumdaşlar!
Bazen tarihe bakarken, bazı şeyler o kadar tuhaf gelir ki, insan “Peki, ya bunlar ne düşündü?” diye sormadan edemez. Mesela, İngilizlerin Çanakkale’ye gelme kararı... Ya da bir başka deyişle, “Bu kadar uzağa gitmelerinin sebebi neydi?‘’ diyorum ve bu soruyu kafamda sıklıkla soruyorum. Belki de bazılarına absürt geliyordur ama, hadi gelin biraz mizahi bir açıdan bakalım bu duruma. Herkesin çözüm odaklı olduğu, kadınların ise ilişki odaklı yaklaşmalarını da göz önünde bulundurarak bu durumu farklı açılardan ele alalım.
Yola Çıkmak: Bir İngiliz Stratejisinin Başlangıcı
İngilizler, dünya üzerinde gezdikleri her yerde, her zaman "Burası bizim mi? Hadi bir bakalım!" diyen bir millet olarak ün salmışlardır. Bu kadar uzağa gitmeleri ise, aslında çok da şaşırtıcı değil. Ne de olsa denizci bir milletin, biraz da keşif ruhuyla cesurca dünyayı dolaşması beklenir. Hatta bir arkadaşım şöyle demişti, “İngilizlerin favori aktivitesi, ‘bunu ben keşfettim’ demek!” İşte, Çanakkale’ye gelmeleri de tam olarak böyle bir düşüncenin sonucu olabilir.
Öyle ya, dünya haritasına bakınca Çanakkale boğazının stratejik konumunu görmek oldukça kolay. Burayı kontrol eden kimse, Akdeniz’e hükmetmiş olur! Akdeniz’de hükmetmek demek de dünya denizlerinde kontrol sahibi olmak demek, öyle değil mi? İngilizler, stratejik olarak da, 'bizim her işimize yarar' mantığıyla buraya göz dikmişlerdi. Hani bazen evde bir şey gördüğümüzde, “Ben bunu alırım, belki işime yarar” diye düşünürüz ya, işte bu da biraz o hesap.
Kadınlar Ne Dedi? ‘’Savaş Ama Savaşırken Aşkı Unutma!’’
Bu kadar stratejik düşünceleri olan bir milletin karşısında, tabii ki empatik bir bakış açısıyla durmak lazım. Kadınlar bu tür durumlarda hep daha derin düşünür, ilişkileri, duyguları göz önünde bulundurur. Şimdi, hayal edelim; İngilizlerin Çanakkale’ye gelmeden önceki akıl yürütmelerini, ama biraz da kadına özgü bakış açısıyla.
“Burası çok güzelmiş, ama... Hani içeri girmeden önce biraz konuşsak?” demiş olabilirler. Belki de “Savaşmaya gelmek istemiyorum, ama hiç olmazsa burada biraz misafirperverlik gösterelim, turistik bir ziyaret olsun!” diye düşünüyorlardı. Sonuçta, Çanakkale’de gezinirken aşkı bulmak, denizin o güzel manzarasında bir elma şarabı yudumlamak falan, fena mı olurdu?
Evet, belki de İngilizler önce biraz “misafir” olarak gelmişlerdi. Hem savaşmayı çok sevmedikleri de söylenemez ama, Çanakkale’nin romantizmi onları etkilemiş olmalı. Gerçekten de o dönemde, denizin en güzel manzarasına sahip yerlerden birisiydi. “Biraz da eğlenceli olabilir,” demişlerdir belki, “Çanakkale’yi alalım, arada bir çay içip sohbet ederiz.” Kısacası, sadece stratejik amaçlarla değil, bir yudum keyif almak için de gelmiş olabilirler.
Erkeklerin Görüşü: Strateji, Strateji, Strateji!
Erkeklerin bu tür bir durumda kesinlikle stratejik düşündüklerini hepimiz biliriz. Hedeflerine ulaşmak için her detayı hesaplayan, her yolu inceleyen ve her durumda çözüm üreten bir millet olarak, İngilizler de Çanakkale’ye gelmeden önce “strateji”yi bir kenara koymamışlardır. Onlar için Çanakkale, tam da boğazın ortasında stratejik bir noktadır ve bu nokta çok önemliydi.
Hayal edin, bir İngiliz generalin ofisinde; harita üzerinde Çanakkale Boğazı’na işaret parmağını koyarak “Bunu ele geçirirsek, Akdeniz bizim olur,” demesi bir anda karar vermelerine neden olmuş olabilir. O anda da, “Hadi bakalım, bu iş bitti,” diyecek kadar kendilerinden emin olmuşlardır. Tabii ki bu stratejik bakış açısıyla, karşılarındaki gücün ve yerel direncin farkına varmamışlardır.
Bunun sonucu olarak, İngilizler hepimizi tarih kitaplarında ve şarkılarda kahraman olarak anlatırken, aslında kendilerinin başlarına gelenlerin büyük bir sürpriz olduğunu kabul etmemişlerdir. Neyse ki, Çanakkale’nin direnci, o dönemin kahramanlık destanlarından biri olarak hep hafızalarda kalmıştır.
Ve Sonuç: ‘’Misafirlik Bitti, Savaş Başladı’’
Sonuç olarak, İngilizler belki de bir anlamda misafirlik için gelmiş olabilirler ama sonunda işler biraz sertleşti. Belki de, başlangıçta kendilerini Çanakkale’ye yerleşmiş bir turist gibi hissediyorlardı. Ama derken birdenbire savaşın ortasında buldular kendilerini. Misafirlik, bir anda ev sahipliği yapmaya dönüşüverdi.
Tarihi konuları böyle mizahi bir açıdan ele almanın, bence hiç zararı yok. Hem eğlenip hem de öğrenmiş oluyoruz. Çanakkale’nin neden bu kadar önemli olduğunu, sadece strateji olarak değil, aynı zamanda duygusal ve kültürel anlamda da anlamamız önemli.
Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Peki, forumdaşlar! İngilizlerin Çanakkale’ye gelme sebepleri sizce neydi? Stratejik mi, yoksa turistik bir gezi miydi? Yoksa belki de “bir yerler gezsin, biraz da deniz kenarında çay içsinler” diye düşündüler? Yorumlarınızı bekliyorum, bakalım kim daha yaratıcı bir sebep öneriyor!