Adler teorisi nedir ?

Ilay

New member
Adler Teorisi: Erkeklerin Stratejik, Kadınların Empatik Dünyasında Bir Yolculuk

Herkese merhaba forumdaşlar! Bugün size kafalarda karışıklık yaratacak, hem eğlenceli hem de ilginç bir psikoloji konusuyla geldim: Adler Teorisi. Hadi bakalım, hazır mısınız? Erkeklerin stratejik çözüm odaklı bakış açısı ile kadınların empatik, ilişki odaklı dünyasında bir köprü kurmaya var mısınız? Tüm bunları Adler'in gözünden inceleyeceğiz. Hem de bolca espri ve mizah ile!

Öncelikle Adler'i tanımamız lazım. Ancak sıkıcı bir tanıtım yapmayı da pek sevmem, o yüzden gelin biraz daha eğlenceli bir şekilde anlatayım. Adler, Freud ve Jung ile birlikte psikolojinin büyük isimlerinden biriydi. Ama… Jung'un gizemli ruhsal yolculukları ve Freud'un “çocukluk travmalarını unutma” taktiklerinden farklı olarak, Adler daha çok insanları sosyal bir varlık olarak inceledi. Evet, doğru duydunuz, Adler insanları bir sosyal ağın parçası olarak görüyordu. Kısacası, “Kişinin bireysel dünyası, toplumsal bağlamla şekillenir!” diyordu. Hadi şimdi bir bakalım, Adler'in bu teorisinin günümüz ilişkilerindeki yansımasına…

Erkekler: Stratejik Çözümcü Süper Kahramanlar mı?

Hadi itiraf edelim, erkekler bazen tıpkı bir işyerindeki stratejik planlamacılar gibi düşünürler. Bir sorunla karşılaştığında, ilk hedefleri çözümü bulmaktır. “Bunu nasıl çözerim?” diye düşündüklerinde, zihinsel haritalarında hemen bir aksiyon planı oluşur. Adler’in teorisine göre, bu durumun kökeninde güç arayışı ve başarıya ulaşma dürtüsü vardır. Erkeklerin dünyasında her şey çözülmeli ve halledilmelidir!

Mesela, arkadaşınız size bir ilişki problemini anlatıyor ve ne yapıyorsunuz? “Şu adımları at, bunları konuş, sonra bu konuda şöyle yap!” gibi bir dizi çözüm önerisi sıralıyorsunuz. Pekala, belki biraz fazla mı konuştuk? Hayır! Bir erkek için olay basit: Sorunu çözmek. Ne zaman bir problem çıkarsa, “Bunu çözmeliyim!” hissi hemen devreye girer.

Adler’in teorisinde de toplumsal başarı ve sosyal takdir erkeklerin motivasyonunda büyük bir yer tutar. Hedefe ulaşmak, evet, ama bu hedeflerin ardında toplumsal onay ve güç de vardır. Mesela bir erkek en çok ne zaman mutlu olur? Bir proje başarıyla tamamlandığında ya da bir çözüm önerisi başarıyla uygulandığında! Düşünsenize, takım arkadaşlarıyla birlikte şampiyonluk yaşamış bir futbolcunun tatminiyle benzer bir şey. Adler’e göre, bu başarı arzusu aslında içsel bir *yetersizlik hissi*ni telafi etmek için ortaya çıkıyor. Erkeğin çözüm odaklı yaklaşımı aslında bir tür içsel güç savaşı, toplumda onurlu bir yer edinme isteğiyle şekilleniyor.

Kadınlar: Empatik İlişki Odaklı Ruhu Anlamaya Çalışan Başarı Avcıları!

Şimdi sıra kadınlarda! Kadınların daha çok empatik ve ilişki odaklı bir yaklaşımı benimsemesi, Adler’in sosyal varlık anlayışına mükemmel bir örnektir. Kadınlar, bir problemle karşılaştığında çözüm odaklı değil, ilişkiyi nasıl daha sağlıklı hale getirebiliriz sorusuna odaklanırlar. “O kadar önemli değil, önemli olan senin nasıl hissettiğin” cümlesi bir kadının çözümlemeden önce sorduğu en yaygın sorulardan biridir. Adler’in teorisinde kadınlar, sosyal bağları güçlendirmeyi ve ilişkileri derinleştirmeyi hedefler. “Neden böyle hissettin?” ya da “Bu senin için nasıl bir durum oluşturuyor?” gibi soruların peşinden giderken, aslında toplumsal bir bağ kurmanın yollarını arar.

Adler, kadınların bağ kurma dürtüsünü, kişisel güvensizlikleri aşmak için kullandığını söylüyordu. Yani, bir kadının başkalarına olan ilgisi ve duygusal empatisi, kişisel gücünü bulma ve kendini dünyada anlamlı bir yer edinme çabasıdır. Kadınlar, birinin duygusal dünyasına dokunarak, ilişkiyi iyileştirmenin gücünü keşfederler. Bu bağlamda, kadınların toplumsal başarısı, yalnızca dışarıdan gelen başarılarla ölçülmez. İnsanların iç dünyalarına dair kurdukları bağlar, kadınların başarı anlayışının önemli bir parçasıdır.

Evet, kabul ediyorum, bazen kadınlar empati yaparken, erkekler gibi hızlı çözüm önerileri sunmak istemeyebilirler. Ama bu, aslında ilişkilerin daha derinleşmesi için önemli bir adımdır. Kadınların empatik bakış açıları, sosyal dünyamızda daha güçlü bağlar kurmamıza yardımcı olur. Adler’in teorisinde, kadınların bu empatiyi geliştirmeleri, toplumsal aidiyet duygusunu pekiştiren bir özellik olarak öne çıkar.

Adler Teorisi: Erkek ve Kadın Arasındaki Sosyal Dengeyi Anlamak

İşte bu noktada Adler’in teorisi tam olarak devreye giriyor. Erkeklerin çözüm odaklı stratejik yaklaşımı ile kadınların empatik ilişki odaklı bakış açıları aslında toplumsal bağların oluşturulmasında birbirini tamamlayan unsurlar. Erkekler belki de sorunu çözerek dünyalarını düzene sokarken, kadınlar bu düzene bağ kurarak hayat katıyorlar. İki tarafın birleşimi, sosyal dünyada dengeli ve sağlıklı bir yaşam alanı yaratıyor.

Böylece, Adler Teorisi, erkeklerin ve kadınların farklı yaklaşımlarını bir arada incelediğinde, her iki tarafın da toplumda önemli bir rol üstlendiğini görmüş oluyoruz. Kadınların duygusal bağ kurma isteği ile erkeklerin toplumsal başarıya duyduğu ilgi aslında birbirini dengeliyor. Birbirlerini tamamlayan bu iki özellik, aslında daha sağlıklı ve güçlü toplumların temel yapı taşlarını oluşturuyor.

Forumda Tartışma Zamanı: Sizin Adler'e Göre Hangi Tarafınız?

Şimdi sıra sizde, forumdaşlar! Yorumlarda buluşalım. Kendi hayatınızda Adler'in teorisinin erkek ve kadınlar arasındaki farkları nasıl yansıttığını düşündünüz mü? Sizce hangi yaklaşım daha baskın? Erkekler çözüm odaklı mı, kadınlar mı daha ilişki odaklı? Veya her ikisi de birbirini nasıl tamamlar? Yorumlarınızı bekliyorum, bakalım forumda ne kadar Adlerci bir tartışma yapacağız!

Unutmayın, mesele çözüm değil, çözümün ardındaki bağları anlamaktır!